Testlerde Hayvanların Kullanımına Alternatif Seçenekler

KAYNAK: http://www.neavs.org/alternatives/in-testing
ÇEVİRİ: Gözde Başar

Toksisite, aşındırıcılık ve diğer güvenlik değişkenleri ile birlikte yeni bir ürünün insanlar açısından etkinliğini tahmin etmek için, kimyasalların, tüketici ürünlerinin, tıbbi cihazların ve yeni ilaçların geleneksel testlerinde hayvanların kullanılması söz konusuydu. Günümüzde ise bilim adamları, insanların kullanacağı daha güvenli ve etkili ürünler, ilaçlar üretmek amacıyla hayvan deneylerine göre daha farklı alternatif yöntemler geliştirmiş ve onaylamıştır. Örnek olarak, ciltte aşındırıcılık ve tahriş, EpiDerm ve SkinEthic gibi üç boyutlu insan cildine eşdeğer sistemler kullanılarak kolaylıkla ölçülebilmektedir. Ek alternatifler, EpiSkin (yeniden yapılandırılmış bir insan epiteli modeli) ve çeşitli sofistike ve bilgisayar temelli Nicel Yapı Etkinliği İlişkileri (QSAR) modellerini içerir. Bu modeller, yeni bir ilacın ya da kimyasalın cildin aşındırıcılığı ve iritasyonu açısından %90-95 arasında sınıflandırma doğruluğuna sahip etkileri saptayabilmektedirler [1].

 

TESTLERDE HAYVANLARIN KULLANIMINA ALTERNATİF SEÇENEKLER:

• İnsan hücre ve doku kültürlerine uygulanan test tüpü (in vitro) test yöntemleri ve modelleri
• bilgisayarlı hasta-ilaç veritabanları ve sanal ilaç denemeleri
• bilgisayar modelleri ve simülasyonları
• Kök hücre ve genetik test metodları
• MR ve BT taramaları gibi cerrahi işlem gerektirmeyen görüntüleme teknikleri
• Mikrodoz (tüm vücut sistemini etkilemeden hücresel seviyedeki etkileri test etmek amaçlı insan vücuduna çok düşük miktarda bir ilaç verilir)

 

HAYVAN İÇERMEYEN TESTLERİN FAYDALARI

1. Alternatif bilimsel testler, genellikle hayvan testlerinden daha güvenilirdir.
Örneğin, fareler, hamsterler, gine domuzları, maymunlar ve habeş maymunları üzerinde yapılan deneyler, cam elyafları ile kanser arasında bir bağ olmadığını göstermektedir. Ancak insan bazlı çalışmalardan sonra İş Güvenliği ve Sağlık İdaresi (OSHA) bu elyafları kanserojen madde olarak onayladı. Kültürlenmiş insan cilt hücrelerinden türetilen ve in vitro test (laboratuvar ortamında ya da yapay koşullarda yapılan test) olan EpiDerm, geleneksel hayvan deneylerine göre kimyasal cilt tahrişlerini tanımlamada daha güvenilirdir. Karşılaştırma çalışmalarında, EpiDerm, insan derisini tahriş eden tüm test kimyasallarını doğru bir şekilde tespit ederken tavşanlar üzerindeki testlerin sonucunda 25 test kimyasalının 10’u yanlış sınıflandırılmıştır; hata oranı% 40’tır.

2. Toksisite testinde insan dokusunun kullanılması hayvan modellerinden daha doğrudur.
“Lethal Doz 50” (LD50) testi, hayvanlara, toksik ve ölümcül maddeleri son noktaya kadar yutmaya zorlar ve çalışmadaki hayvanların% 50’si ölür, ölmeyenler de sonradan öldürülmektedirler. Dr. Bjӧrn Ekwall (İsveç’teki Sitotoksikoloji Laboratuvarı), LD50’nin %61-65’lik doğruluk oranına kıyasla, toksisiteyi %85’e kadar güvenilir ölçen bir test geliştirdi. Hayvan modellerine göre çok daha güvenilir olan bu testte hayvanlar yerine bağışlanan insan dokusu kullanılmaktadır. Ayrıca, toksik madde kan bariyerlerine nüfuz etsede etmesede bu test belirli insan organları üzerindeki toksik etkileri ortaya koyarken bir hayvanının acı çeken ölümünün ortaya çıkmayacağı kesin bilgileri hedef almaktadır.

3. Hayvan dışı testler daha uygun maliyetli, pratik ve uygundur.
InVitro International’ın Corrositex (sentetik cilt), genellikle 2-4 hafta süren hayvan testinden farklı olarak, 3 dakika ila dört saat arasında kimyasal aşındırma tespiti sağlayabilmektedir. Güneş koruyucularının etkinliğini ölçmek için kullanılan alternatif bir test olan DakDak ile hayvan çalışmalarıyla aylarca süren bu testin günler içinde yapıldığı rapor edildi. Ek olarak, hayvanlar ile bir adet ürünü inceleme maliyetinin yarısıyla bu testle beş ya da altı ürün incelenebilmektedir. Hayvanların kullanıldığı kimyasal testler, her ürün için beş yıla kadar sürüp milyonlarca dolara mal olurken, hayvan içermeyen alternatif testlerle bu maliyetin bir kısmına haftada yüzlerce kimyasal test yapabilmektedir.

4. Zulümsüz ürünler çevre dostudur.
Toksisite testlerinde, araştırmacılar milyonlarca hayvanı yetiştirmekte, test etmekte ve en sonunda patojenik veya tehlikeli atık olarak imha etmekedirler. Zulümsüz testler çevreye daha az zararlıdır ve daha az israflıdır.
2007 yılında ABD Ulusal Araştırma Konseyi (NRC), hayvan bazlı toksikoloji testlerinin sınırlanmasını ele alan ve daha çok insan bazlı teste yönelen “21. Yüzyıldaki Zehirlilik Testi: Bir Vizyon ve Bir Strateji” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, ABD Çevre Koruma Kurumu’nun (EPA), NRC’den toksisite test yöntemleri hakkında kapsamlı bir inceleme yapmasını istediği için yanıt olarak yayınlandı. NRC, raporunda “toksikogenomik, biyoinformatik, sistem biyolojisi, epigenetik ve hesaplama toksikolojisindeki gelişmeler doğrultusunda hayvan testine dayalı bir sistemi, insan kökenli olması tercih edilen hücrelerin, hücre çizgilerinin veya hücresel bileşenlerin kullanıldığı in vitro yöntemlere dayandırılmış bir sisteme dönüştürebilir” açıklaması yaptı.[2]

EPA ve NIH Ulusal Toksikoloji Programı ve Kimyasal Genomik Merkezi, 2008 yılında NRC raporunun vizyonunu takip etmek ve hayvanlar yerine laboratuar ortamında yetiştirilen insan hücrelerinin kullanılmasını içeren yeni toksisite testleri yöntemleri geliştirmeye başlamak için “Mutabakat Zaptı” imzaladılar. EPA, yeni yöntemleri kullanarak 300 kimyasalın değerlendirilmesine başladıktan sonra, binlerce kimyasalın aynı anda test edildiğini keşfetti. Bu yöntem çok daha hızlı, daha ucuz ve insan sağlığının korunması için daha iyi bir yöntemdir. Eski NIH Müdürü Elias Zerhouni’ye göre, “Bu yöntem, hayvan deneylerinin bir gecede ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor, ancak sonun başlangıcına işaret ediyor.” Günümüzde EPA, sanal insan organları yaratma aşamasındadır. EPA’nın “sanal doku” araştırmacıları, bir gün endüstriyel kirleticilerden maruz kalınan riskleri anında açıklayabilecekleri ve aynı zamanda korkunç toksisite testlerinden binlerce hayvanın kurtarıldığı, bir dizi bilgisayar simülasyonu geliştirmektedirler. [3]

ICCVAM
Toksisite testinde hayvan kullanımına alternatiflerin gerekliliği, 1993 yılında ABD hükümeti tarafından NIH Reauthorization Act’ın geçişi ile resmi olarak kabul edilmiştir. Kanun kapsamındaki şartlar, Alternatif Yöntemlerin Doğrulanması için Ara Kurullar Koordinasyon Komitesi (ICCVAM) adı verilen geçici bir komitenin kurulmasına yol açmıştır. ICCVAM, 2000 ICCVAM Yetkilendirme Yasası uyarınca kalıcı bir komite haline getirildi ve 15 ABD federal düzenleyici ve araştırma ajansının temsilcilerinden oluşmaktadır.

Ulusal Toksikoloji Programının Alternatif Toksikolojik Yöntemleri Değerlendirme Aracılık Merkezi (NICEATM) kapsamında ICCVAM’ın misyonu “yeni, revize edilmiş ve alternatif test yöntemlerinin geliştirilmesi, onaylanması ve düzenleyici kabulünü teşvik etmektir.” Bilimsel kaliteyi koruyan ve geliştiren, insan sağlığının, hayvan sağlığının ve çevrenin korunması ile birlikte, testlerde hayvanların kullanımını azaltacak, şartları düzeltecek (az ağrı ve sıkıntı) alternatif yöntemler üzerinde durulmaktadır [4]

 

SONUÇ
Bilim, dünyamızı bildiğimizin ötesine dönüştürmeye devam ederken ve teknolojide “karar verme kuralımız” olarak bağımlılığımızı değiştirmeye ve büyütmeye devam ederken, tıbbi araştırma ve testlerde hayvan kullanımından ziyade alternatiflere kucak açmaya başlayacak ve bunlara bağımlı hale gelecektir. Aslında, üç federal devlet (CA, NJ, NY) onaylanmış bulunan hayvan içermeyen test alternatiflerinin, kullanılabilir olduğunda, ürün testi için kullanılmasını zorunlu kılan mevzuatı uygulamaya geçirmiştir. Buna ek olarak, Zorunlu Alternatifler Dilekçesi (NEAVS’in kurucu üyesi olduğu) zorunlu alternatifler koalisyonu, ABD Gıda ve İlaç İdaresi Başkanlığı’na (FDA) hayvanların kullanımı yerine, gerekli olan durumlarda ilaç firmaları, cihaz üreticileri ve diğer kuruluşlar ile FDA tarafından onaylanmış hayvan içermeyen yöntemlerin kullanılması ile ilgili bilimsel bir dilekçe sunmuşlardır. Kabul edilirse, endüstrinin insanlara ilaç ve ürün güvenliğini göstermek için kullanılan milyonlarca hayvanı dehşet verici testlerden ve ölümden kurtarmış olacaklardır. Dilekçeyi değerlendirdikten sonra, FDA (MAP veri girişimi ile) hayvan testlerinin güvenliği ve etkinliği için FDA kriterlerine uymasının gerekli olmadığının anlaşılmasını sağlayacak daha iyi bir politika geliştirmektedir- Bu da MAP’ın kısmi ama önemli bir başarısını göstermektedir.

Bilim, daha insancıl bir bilime yön veren bilim adamlarının çalışmaları ve yoğun kamu talebi ile, zulüm barındırmayan araştırmaların ve testlerin mevcut durum haline geleceği güne doğru ilerlemektedir. Bilim, hayvanların yaşamlarını, doğayı, araştırma maliyetini koruyabilir ve korumalıdır, aynı zamanda insanlar için daha iyi sağlık ve refah koşullarını da teşvik etmelidir. Bilim, modern teknolojiler sayesinde, kimse zarar görmeden nihayet “insanlar için en iyi test türünün insanlar” olduğu ve bunun insanlara büyük fayda sağladığı gerçekliğine doğru ilerlemektedir.

 

İnsanlar için en iyi test türünün insanlar olduğu hiç kuşkusuz bir gerçektir. Anatomi, fizyoloji ve biyokimyadaki türler arası farklılıklar nedeniyle hayvan verileriyle insanlar için doğrudan sonuca ulaşılması mümkün değildir.
MacLennan & Amos, 1990

 

[1] Avrupa Komisyonu (N.d.). Ortak Araştırma Merkezi: QSAR İnceleme Tahrişi.
[2] Ulusal Araştırma Konseyi (2007). 21. Yüzyılda Zehirlilik Testi: Bir Vizyon ve Bir Strateji. Washington, DC: Ulusal Akademiler Basın.
[3] Johns Hopkins Üniversitesi (N.d.). EPA “Sanal Karaciğer” Bilgisayar Simülasyonunu Geliştiriyor.
[4] Ulusal Toksikoloji Programı (N.d.). NICEATM – ICCVAM, Sıkça Sorulan Sorular.
[5] a.g.e