Türkiye’de Etik Eğitim Hakkı İçin Yasal Dayanaklar

Etik eğitim hakkı, birçok ülkede vicdani ret kavramı ile ifade edilmektedir. Bu nedenle de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan “Din ve Vicdan Özgürlüğü Hakkı” başlığı altında uluslararası düzlemde korunmaktadır.

Bu madde hükmü ile kişilerin etik, dinî veya felsefi inançları sebebiyle bazı yükümlülüklerden muaf tutulması güvence altına alınmıştır. Başvurucuların güvence altına alınmış din ve vicdan özgürlüğü hakları engellenirken, kişilerin eğitim haklarının engellenmesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 1 No’lu Protokolün 2. maddesinde düzenlenen “eğitim hakkı”na ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. Maddesinde yer alan “Ayrımcılık Yasağı”na aykırılık teşkil etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sözleşmeye taraftır ve Anayasamızın 90. Maddesi “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü ile ulusal mevzuatın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun olması gerektiğini düzenlemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise bireysel başvuruları kabul ederek taraf devletlerin sözleşmeye uygun davranıp davranmadığını denetlerken, ihlâl edilen hak tespiti yaptığında devletlerin bireylere tazminat ödemesi ve ulusal mevzuatlarını değiştirmesi yönünde karar verir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapılabilmesi için; öncelikle iç hukuk yolları olarak tanımlanan ulusal mevzuatta düzenlenen yargı süreçleri tamamlanmalıdır.

İç hukuk yollarının en üst merci ise Anayasa Mahkemesi olup, etik eğitim hakkı talebinin Anayasa’nın 10. Maddesi “kanun önünde eşitlik”, 17. Maddesi “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”, 24.Madde “din ve vicdan hürriyeti”, 25. Madde “düşünce ve kanaat hürriyeti”, 42. Madde “eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” hükümleri açısından incelenecektir.

Etik ve felsefi inançları sebebiyle haklarının korunmasını isteyen bireylerin başvuruları hem AİHM tarafından hem de Anayasa Mahkemesi tarafından haklı bulunmuştur.